Nikola TESLA Kimdir – 2 ?

19. yy’dan 20.yy’a girerken en önemli değişim burjuva devrimlerinin yarattığı toplumsal ortam sayesinde gelişen bilim ve ardından gelen teknolojik devrimlerle yaşandı. Sanayi devrimi, buharlı makinaların icadı ve çok kısa bir süre sonra elektrikli motorlar derken arabalar, uçaklar ve uzay araçları. 19.yy’a kadar ki dünyanın bu yüzyılın ikinci yarısından sonra nasıl muazzam  bir teknolojik değişiklik yaşadığını gösteren güzel bir örnek vardır. M.Ö. 7.yy larda Odysseia’nın gemilerinin hızı yelkenle gittiklerinde saatte 3 mil kadardır. 6-4. yy larda ise  bu hız ancak 3 kat artırılabilmiştir. Denizcilikde önemli gelişmelerin yaşandığı 16.yy da ise günlük hız 2 bin sene öncesinden ancak 40 mil fazladır. Ancak buharlı gemilerle birlikte  ulaşımın hızı muazzam derecede artmıştır. Artık niceliksel değil niteliksel bir değişimden  söz edilmektedir. Ve 19.yy ın sonlarında telgraf ve radyonun icadıyla ulaşım ve iletişimin  yolları birbirinden ayrılmış, dünya bugün iddia edildiği bir “global köy” olma rotasına girmiştir. 

Mekanların uzaklığı iletişimde “önem”ini yitirmiştir. 1900’ün başlarında daha ilk uçuş denemeleri yapılırken insanoğlu bundan sadece 50-60 yıl  sonra uzaya çıkmaya başlamış, 1969 yılında Ay’a ayak basmıştır. Tüm insanlık tarihine  baktığımızda bu büyük değişimler çağının yaşanmasını sağlayan, burjuva devrimleri ve  ardından bu sosyal yapı ile sınırlı teknolojik devrimler olmuştur. İletişim ve enerji  teknolojileri, çağımızın en önemli belirleyiclerindendir. İşte burada kısaca hayatından  bahsedeceğimiz kişi de bu açıdan baktığımızda bugünkü dünyamızın yaratıcılarından belki  de en önemlisi ve o oranda da en unut(tur)ulmuş olanıdır. Uzak görüşlülüğü toplumsal  sistemin sınırlarının dışına çıkmış ve kaçınılmaz olarak bastırılmıştır. Yine de adının  literatürden tamamen silinmesi olanaksızdır. Çünkü bize bugün bu kişiyi hatırlatacak çok  şey vardır. Hakkında bir araştırmacı şöyle demektedir: “…Hala, bilgisayarınızda  çalışırken Tesla’yı hatırlayın. Onun “Tesla Coil”i yüksek voltajlı resim tüpünüzün  çalışmasını sağlamaktadır. Evinizde kullandığınız elektrik Tesla’nın alternatif  akım(AC) jenaratöründen gelmekte, Tesla transformatöründen geçmekte ve evinize 3  fazlı Tesla enerjisini getirmektedir… Tesla’nın icatları bugün heryerdedir…” 

Tesla’nın sıradışı ailesi ve tuhaf çocukluğu
Nikola Tesla, 9 Temmuz 1856 yılında, o zamanlar Avusturya-Maceristan İmparatorluğu’na  bağlı olan Hırvatistan’ın güneybatı kesiminde Smiljan isimli bir köyde doğmuştur.  Ailesi Sırp asıllıdır ve babası köydeki ortadoks kilisesinin rahibidir. Annesi okumamış  olmakla birlikte, Tesla’nın okul öncesi eğitiminde çok önemli bir yere sahiptir. Tesla’nın hayatı boyunca bir takıntı haline getirdiği, yemeğini yemeden önce tabaktaki  yemekle ilgili kübik hesaplamaları akıldan yapmak ve bitirmeden yemeğe başlamamak,  sanırım annesiyle yaptığı çalışmalardaki zihinsel hesaplama ekzersizlerinden kalma bir alışkanlıktı. Annesi’nin mucitlerle dolu bir soydan geldiğini ve evdeki bütün hayatı kolaylaştıran  araç gereçleri annesinin tasarladığını anlatır. Ayrıca, kendisinde yaratıcılıkla ilgili  sahip olduğu herşeyin annesinden kaynaklandığını belirtir ve birlikte yaptıkları  çalışmalardan bahseder. “Bu eğitim hertürden ekzersizi kapsardı, başkasının düşüncesini  tahmin etme, bazı ifadelerdeki eksikleri bulma, uzun cümleleri tekrarlama, ve zihinsel hasaplamalar yapmak”  Bir papaz olan babası ise yine olabildiğine ilginç bir insandır. Çok okuyan, birkaç  dil bilen ve ezber yeteneği bazı klasikleri eksiksiz tekrarlayabilecek kadar kuvvetlidir.  Kendi kendine farklı ses tonlarıyla odasında konuşurken, dışarıdan birinin içerde bir  tartışma olduğunu sanacak kadar da yeteneklidir. Ancak oğlunun da kendisi gibi ileride  ruhban sınıfından olması konusunda oldukça kararlı ve bu konuda taviz vermeyecek kadar da sertdir.  Tesla’nın küçüklüğü, çok sıradışı bir zekaya sahip olarak gördüğü ağabeyinin ölümüyle birlikte,  anne-babasının oğullarının acısını unutamamaları ve sürekli küçük Nikola’yı onunla kıyaslamaları  yüzünden hayli zor geçiyor. İçine kapanıklığını, bu zamanda edindiği kendine güven problemiyle  ilişkilendirmek sanırım yanlış olmayacaktır. 

Zihnini kaplayan imgeler ve çakan flaşlar Tesla çocukluğunda geçirdiği tuhaf bir hastalıkdan çok etkilenmiştir ve kendi ifadesine göre  geç uyanışının nedeni bu olmuştur. “Çocukluğumda, ilginç bir felaket yüzünden acı çekiyordum;  sıklıkla kuvvetli flaşlarla bezeli imgeler, gerçek nesnelerin yerini alıyor, düşüncelerimi ve  hareketlerimi engelliyordu. Bu resimler daha önce gördüğüm ama hiç hayalini kurmadığım  nesneler ve sahnelerdi. Bana bir söz söylendiğinde, nesnenin işaret ettiği resim aniden  hayalimde canlanırdı ve bazen gördüğümün gerçek olup olmadığının ayırdına varamazdım.  Bu bende büyük bir kaygıya ve rahatsızlığa sebep olurdu” . Bu görünümler hastalıklı bir kimsenin gördüğü halüsünasyonlarla karıştırılmamalıydı. Bunlar (görünen imgeler) kendi  formüle ettiği teoriye göre; önemli bir uyarının (heyecanın) sebep olduğu, beynin reflksiv  bir davranışla retina üzerine gönderdiği imgelerdi. Tesla, eğer bu teorim doğruysa der:  “herhangi birinin aklında tasarladığı bir nesnenin görüntüsü bir ekrana yansıtılabilinir  ve böylelikle görünür hale getirilebilinir” . İnsan ilişkilerinde bir devrim yaratacağını  düşündüğü bu teori üzerine o zamanlarda epey bir çaba sarfetmiştir. Kendi aklında tasarladığı  bir görüntüyü, başka odada oturan bir kimsenin de zihninde yaratabilmek için uğraşmıştır. 

Zihin Gezileri
Tesla bu yıllarda, delice diye adlandırabileceğimiz zihin gezileri yaptığını ileri sürmüştür.  Gerçek dünyadakinden farklı olarak görmediği arkadaşlıklar kurar, yani yerler, şehirler ve  ülkeler görürmüş.. Bu gezilere her akşam çıkar hatta bazen gün boyunca da sürdürdüğü olmuştur.  “Düşüncelerimin ciddi olarak icatlara dönüştüğü 17 yaşına kadar sürekli sürdürdüm bu gezileri” . O günlerde Tesla, aklında tasarladığı şeyleri gerçek yaşama çok kolay aktarabildiğini ve bu yolun  sadece deneylerle yapılan çalışmalara göre çok daha hızlı ve etkili olduğunu düşünmektedir.  “Modellere, çizimlere ve deneylere ihtiyacım yoktu” der. 

Tesla’nın kendine has mucidliği ve deneysiz icad yolu
“Bir kimse henüz ham olan tasarısıyla bir araç oluşturmaya kalkarsa, kaçınılmazlıkla zihni  aracın detaylarının düşünülmesiyle işgal edilecektir. Bu kimsenin, aracın geliştirilmesi ve  yeniden yapılması sürecinde konsantrasyonu azalacak ve temel ilkeleri görme gücünü kaybedebilecektir.  Belki sonuç sağlanabilecektir ama herzaman kaliteden feda edilerek”. İşte Tesla, kendi çalışma  mantığının tersi olarak nitelediği yukardaki metodun verimsiz olduğunu bu sözlerle açıklamaktadır.  Kendisi ise aklına bir fikir geldiğinde onu öncelikle hayalinde oluşturmaya başlar. İnşa sürecini  zihninde değiştirir, geliştirmeleri akıldan yapar ve aracı zihninde çalıştırır. “Türbinimi aklımda çalıştırmam ya da dükkanımda test etmem benim için kesinlikle önemsizdir. Bir farklılık yoktur,  ne olursa olsun sonuçları aynıdır. Bu yolla aklıma gelen bir fikri eksiksiz ve çok hızlı bir  şekilde, hiçbirşeye dokunmadan geliştirebilirim” . Tesla, mühendislikde, elektrik ve mekanikde,  sonuçların olumlu olacağını düşünmektedir. Ona göre hemen hemen hiç bir konu yoktur ki önceden  düşünülerek yapılamasın; elbette yeterli teorik ve pratik bilgi varsa. Ham fikirlerin, genellikle  yapıldığı gibi, pratiğe taşınmasını gereksiz yere harcanan büyük bir enerji, para ve zaman kaybı olarak görür. Tesla, küçüklüğünde yaşadığı ve sonradan da devam eden felaketin(imgelerin hayalinde canlanması),  esasında kendine bağşedilen bir güçle telafi edildiğini düşünür. Bu güç, duyu organlarının  uyarmasıyla birlikte anında düşünebilme ve bu doğrultuda hızla hareket edebilme kabiliyetidir.  “Bunun pratik sonucu, şimdiye kadar ancak kusurlu bir uygulaması bulunan teleautomatic (uzaktan kumada) bilimidir” . Tesla, yıllarca kendini kendinden kontrollü otomatların  (self-controlled automata) planlanmasına adamış ve mekanizmaların sınırlı bir derecede de  olsa akıl sahibiymiş gibi hareket edebilecek şekilde üretilebileceğine inanmıştır. 20. yy a  henüz girilmediği bir dönemde, bunun endüstri ve ticarette bir devrim yaratacağını görebilmiştir. 

Bir kitap okudu hayatı değişti…
Karakterinin güçsüz ve zayıf olduğu, cesaretinin ve kararlılığının olmadığı, ölüm ve dinsel  korkularının olduğu bir dönem yaşamıştır çocukluğunda. Batıl inançların etkisi altında olduğu  bu döneminde hayaletlerden, cinlerden, v.s. korkmuştur. Sonradan, babasının kütüphanesinde  yaptığı gizli okumalardan birinde eline geçen bir kitapla  (Aoafi- The son of Aba(Aba’nın oğlu) – Macar yazar- Josika), hayatının rotası değişmiştir.  “Bu okuma, hernasılsa irademin hareketsiz güçlerini uyandırdı ve kendi kendimi kontrol  (self-control) etme talimlerine başladım. Azmim önceleri Nisandaki karlar gibi eridi,  ama kısa bir süre sonra güçsüzlüğümü keşfettim ve daha önce hiç bilmediğim bir memnunluk  hissettim”.

Düşler ve gerçekler üzerine
Hayatın çok hızlandığı ve hertürden enformasyonun insanların beyinlerine akın etmeye  başladığını düşündüğü yıllarda Tesla, bunun modern varoluşun bir sıkıntısı ve kendini  gözlemleme yeteneği olmayan insanın ortaya çıkışı olarak yorumlar. Kendisindeki iç gözlem  yeteneğini ise paha biçilmez bir başarısı olarak görür. Hayal dünyasının körelmesinin gerçek  tehlike olduğunu düşünür. Bu düşünceyi bir alıntı ile pekiştirebiliriz: ” …düş görme yeteneğimizi bastırdığımız hayat alanlarında ise önümüzdeki hayattan, insanlardan, insanın  dünyasından korku duymaktayız. Bu korkumuz demokratik toplum hayatından vazgeçmeye her an  hazır “sıradan insanlara” dönüştürmekte bizi” . Tesla da bu tehlikeyi görebilmişti.  Kendisinin çok gelişkin bir politik bakışının olduğunu iddia edemesek ve hatta zaman zaman  buhranlı yanlış tercihler yapabildiğini düşünebilsek bile bir hümanissti denilebilir ve  insanların yaşantısından kaygı duyuyordu.

“Böcek enerjisi”nin insanlık yararına kullanılması!
Bütün bir yaşamı boyunca sürecek çalışmaları ve icatlarında henüz bir çocukken yaptığı  bir deneyde de ulaşmaya çalıştığı gibi, doğanın enerjisini insanlık yararına kullanmayi  amaçlamıştı. İlk başlarda içgüdüsel bir biçimde olan bu düşünce daha sonra başat bir  öneme sahip olmuştu Tesla’nın yaşamında. Çocukluk deneylerinden birinde Tesla 16 tane  mayıs böceğini (May bug) dörder dörder çapraz birbirini kesen iki çubuğun uçlarına  yapıştırmış ve onların yorulmak bilmez dönüşlerini bir mille bir çarka ordan da daha  büyük bir çarka geçirmiştir. Bu deney arkadaşının böcekleri yemesiyle trajik bir son  bulmuş ve Tesla insanlık yararına kullanmak için bir daha böcek enerjisinden yararlanmayı  aklına bile getirmemiştir. 

Köy’den Kent’e göç ve ilk toplumsal “başarı”
İlkokul birinci sınıftan sonra ailesiyle birlikte köye yakın küçük bir şehir olan  Gospic’e gider. Bu değişim ona doğal hayattan uzaklaştığı için hiç hoş gelmez ve  hayvanlarını -özellikle güvercinleri- bırakmayı hiç istemez. Her hafta Pazar günü  gittiği Kilise görevinden de hiç hoşnut değildir. Ancak, bu şehirde yaşadığı bir olay  omuzlarda taşınmasına sebep olur. Yeni kurulan bir itfaiye departmanı son model bir  yangın söndürme cihazı almıştır. Bütün herkes şehrin meydanında toplanmıştır, bu son  teknoloji makinanın çalışmasını görmek için. Makina suyunu nehirden alacaktır. Ve bütün  seramoni ve konuşmalar tamamlandıktan sonra, pompayı çalıştır emri verilmiş fakat ne  yazık ki bir damla su bile gelmemiştir hortumun ağzından. Eksperler ve profesörler boş  bir çabalama içine girmişlerdir. Tesla alana vardığında durum budur ve kendisi de küçük  bir çocuk olarak bu konuda fazla bir bilgiye sahip değildir ancak olanca bilgisine  dayanarak nehire atlar ve suyu nehirden çekmesi gereken hortumun ağzının tıkanıklığını  açar ve tam o sırada püskürtmeye başlayan hortum bütün bir kalabalığın pazar giysisini  ıslatır. Bu, Nikola Tesla’nın hayatındaki ilk toplumsal başarıdır diyebiliriz!

Tesla bu şehirde, daha sonra gideceği kolej veya gerçek bir liseden önce, 4 yıllık  bir normal okula gönderilir. Okulda bir kaç mekanik maket vardır ve bu maketler ilgisini  su-türbinlerine yöneltir. Amcasının ona anlattığı Niagara Şelalesini zihninde canlandırır  ve şelalenin akıttığı sularla dönecek büyük bir tekerleğin hayalini kurar. Amcasına bir  gün Amerika’ya gideceğini ve bu planını gerçekleştireceğini söyler. Bir gün gerçekten  gidecek ve gerçekleştirecektir!

Lise Yılları ve hava basınçlı silindiri
Tesla 10 yaşında liseye başlar. Bu lise yeni ve araç gereçle iyi donatılmış bir lisedir.  Fizik departmanında çeşitli elektrik ve mekaniğe ait klasik bilimsel araçların maketleri  bulunmaktadır. Bu maketlerin hocalar tarafından gösterildiği ve çalıştırıldığı zamanlar  Tesla’nın en çok ilgisini çeken anlardır. Bu araçları seyrettikçe çok güçlü bir mucit  olma isteği kaplar zihnini. Aynı zamanda matematiği de sevmektedir ve akıldan yaptığı  çok hızlı hesaplamalarla Profesörlerinin takdirini kazanmıştır. Ancak eliyle bu yaptığı  hesaplamaları tahtaya yazmak ya da herhangi bir model çizmeyi başarabilmek Tesla için  azapdan başka bir şey değildir ve bu işi düzgünce yapabilmesi için yıllarca uğraş verilmiştir.  Okulun ikinci senesinde Tesla’nın en büyük hedefi hava basıncıyla sağlanabilecek  sürekli bir hareket yaratabilmektir. Küçüklüğünde içi boş saplardan vakumlayarak  yaptığı oyuncak tüfekler zihnini hep meşgul etmiş ve vakumun gücünü kullanmak  istemiştir. Bir süre düşüncelerinde karanlıkta dolaştıktan sonra bir model geliştirmiş  ve hava basıncını kullanarak bir silindirin sürekli rotasyonunu sağlamıştır.  Bu sürekli hareket onu fazlasıyla sevindirmiş ve en çok istediği “uçuş makinası”nın  gücünü bu şekilde sağlayabileceğini düşünmüştür. O güne kadar, şemsiyeyle bina  tepelerinden atlayıp kötü bir biçimde düşerek sürdürdüğü, cesaret kırıcı bir çok  hatırası vardır. Bu rotasyonu sağladıktan sonra eksiğinin sadece bu rotasyonla  çırpacak kanatlar olduğu fikrine kapılır. Sonuç, vakumlu silindir tüpün içindeki  hava basıncının ona dik açıyla etki eden dış hava basıncı yüzünden sızdırması ve  kuvvetsiz rotasyona neden olmasıyla başarısız olmuştur. 

Yine bir kitap ve değişen hayat
Tesla, yakalandığı hastalıklar yüzünden liseyi zorlukla bitirebilmiştir. Doktorlar  durumunun çaresiz olduğunu düşünmüşler ve tedaviden bile vazgeçmişlerdir. Bu süreçde  Tesla’nın sürekli olarak okuyabilmesine izin verilmiştir ve o da bu fırsatı, halk  kütüphanesinden aldığı kitaplarla değerlendirmiştir. Bu dönemde daha sonra arkadaşı  olacak Mark Twain’in ilk yazdıklarından bir eseri eline geçmiş ve bu kitabın büyüleyici  etkisiyle umutsuz durumunu tamamen unutmuş ve mucizevi biçimde hızla iyileşmiştir. 

Carlstadt’daki Lise yılları
Okul hayatına, teyzelerinden birinin yaşadığı Hırvatistan’ın Carlstadt şehrindeki  yüksek lisede devam etmiştir. Orada kaldığı 3 yıl aradan sonra okulu bitirmesiyle  bir dönüm noktasına gelmiştir. Bugüne kadar anne ve babası oğullarının bir rahip  olacağından hiç şüphe etmemektedirler. Fakat bu düşünce Tesla için büyük bir endişe  kaynağıdır. Çünkü okul yıllarında özellikle çok zeki olarak nitelediği profesörünün  etkisiyle elektriğe merak sarmış ve bu büyüleyici dünya hakkında daha çok şey  öğrenmeyi kafasına koymuştur. 

Yol ayrımı 
Okulu bitip de eve döneceği sıralarda babası onu Gospic’deki salgın hastalık  sebebiyle ava çağırır. Av için gittiği şehirde kendisi de hastalığa yakalanır  ve 9 ay boyunca yataktan kımıldayamıyacak kadar kötü bir hastalık geçirir. Kendisi,  enerjisinin tamamıyle bittiğini ve ikinci ve bu sefer galiba sonuncu defa ölümün  kapısına geldiğini düşünür. Babası onun moralini iyi tutmak için elinden geleni  yapmaktadır. Ve yine oğluna moral vermek için odasına girdiği bir sırada Tesla  babasına; “Belki” der “Eğer sen benim mühendislik eğitimi almama izin verirsen  iyileşebilirim.” “Sen dünyadaki en iyi teknik okula gideceksin,” diye içtenlikle  yanıtlar babası Tesla’yı. Zihninden ağır bir yükün kalkmasıyla kısa bir süre içinde  ilaçlarında yardımıyla iyileşir. Herkes bu süreci şaşkınlıkla gözlemlemiştir. Babası bu hastalığın ardından oğluna sağlıklı ve doğal bir ortamda dinlenmesi ve  ekzersiz yapması için ısrar etmiş. Doğayla baş başa geçirdiği bu dönemde Tesla  gezintilerine bir çok kitap ve av takımlarıyla birlikte çıkarmış. Bu dönem onun  hem zihnini hem de bedenini kuvvetlendirmiş. Gezintileri sırasında hayalinde birçok  şey tasarlamış fakat tasarladıkları gibi tasarıların dayandığı kurallar da bilgi eksikliğinden dolayı hayaliymiş. 

Akıllara durgunluk veren tasarılar
Bu döneme rastlayan iki tane ilginç tasarısı var Tesla’nın. Biri, mektup ve paketlerin  denizaltına yerleştirilecek tüplerle su basıncı kullanılarak iletilmesini sağlayacak  olan projesi, çok daha hayali olan diğeri ise, ekvatorun etrafına dünyaya bağlı olmadan  kendiliğinden hareket eden bir halkanın inşa edilmesi ve bu halkaya istenildiği zaman  dünyadan ulaşılarak, dünyanın kendi etrafında dönüşü sayesinde, trenlerin hiçbirzaman ulaşamıyacağı saatte binlerce kilometre yol alınabilmesinin sağlanması. Bunun komik  bir düşünce olduğunu otobiyografisinde Tesla da belirtir ama kendisinden daha kaçık  ve komik bir NewYork’lu profesörden bahseder. Bu bilimadamı da atmosferdeki havayı  çok sıcak olan bölgelerden ılıman olan bölgelere pompalamak niyetindedir ve bu amaç  uğruna devasa büyüklükte bir araç bile yapılmıştır. 

En ünlü Politeknik okulu
Doğada dinlenerek geçirdiği bu bir senenin ardından Tesla, babasının seçtiği ve  okullar arasındaki en ünlü ve eski olanlardan, Gratz’daki (Avusturya) politeknik  okuluna gönderilir. O kadar memnun olurki çalışmalarına büyük bir heves ve tempoyla  başlar. Notları mükemmeldir, bütün derecelerde rekorları kırar ve hocaları tarafından  en yüksek notlardan daha fazlasını hakettiği düşünülür. Çalışmaya bütün günler dahil  sabahın 3 ünde başlamakta ve gece 11’e kadar sürdürmektedir. Bütün sene bu şekilde  çalıştıktan sonra evine kısa bir tatil için giderken ondan, özellikle babasının çok  gururlanacağını düşünmektedir. Fakat babası onun hevesini kıracak derecede ilgisiz  kalır. Bunun nedeni Babası öldükten sonra bulduğu bir kutu içindeki mektuplarla açığa  çıkar. Profesörleri babasına, eğer çocuğunuzu okuldan almazsanız çok çalışmaktan  kendini öldürecek yazmışlardır. 

Tesla’nın takıntıları ve “canavar” Voltaire
Tesla’nın dehşet verici kişiliğinin bir diğer özelliği de başladığı bir şeyi muhakkak  bitirme takıntısıdır. Fakat bu tabağındaki yemeklerin kubik hesaplamalarını yapmaktan  ya da her yaptığı tekrarlanan hareketlerin muhakkak 3’e bölünmesi zorunluluğundan  daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bir gün, “günde 72 fincan siyah kahve içen canavar”  diye nitelendirdiği Voltaire’in bir cildini okumaya başladığında başına geleceklerden  habersizdir. Çünkü o “canavar” küçük harflerle dolu 100’e yakın cilt yazmıştır ve Tesla  başladığı işi bitirmek zorundadır. En son cildi okuduktan sonra şöyle der: “Bir daha asla”.

Büyük düş
Gratz’daki okulda yapılan deneylerde ilk defa “Gramme Dinamo”yu görür. Bu dinamo bir jenaratör gibi çalışmakta ve tersine çevrildiğinde de bir elektrik motoru  olmaktadır. Fakat çok fazla ses ve kıvılcım çıkaran verimsiz bir motor. Bunun  üzerine düşündüğünde, kendisinin bu motoru kıvılcımlar çıkartmasına sebep olan  fırçaları kullanmadan yapabileceğini iddia eder. Profesörü dersde Tesla’yı şöyle  yanıtlar. “Bay Tesla büyük şeyler başarabilir ama kesinlikle bunu yapamıyacaktır”.  Tesla bunu yapmıştır! Gratz’daki okulu bitince 1880 de Prag’a gider, babasının  arzusunu gerçekleştirmek için üniversite eğitimini orada tamalayacaktır. Burada  yaptığı çalışmalarda henüz amacına ulaşamıyacaktır ama bu doğrultuda bir ilerleme  olarak komütatörü(elektrik akımının yönünü değiştirir) makineden ayırmayı başarır.

Belgrad Telefon Şirketi
Amerikan telefon sistemi o dönemlerde Avrupa’ya yayılmaktadır ve Maceristan’da da Budapeşteye kurulacaktır. Bunu ailesinin maddi sıkıntısını hafifletmek için büyük  bir fırsat olarak görür. Zaten şirketin başında da aile dostlarından kişiler  bulunmaktadır. Burada yine çok kötü bir şekilde hastalanır. Tüm sinir sistemi  iflas eder. Tesla, umutsuzca hayata yapışır ama asla birdaha iyileşeceğini beklememektedir.  Fakat iyileşir ve bundan sonraki hayatında hiç durmadan, bir gün bile ara vermeden  yıllarca çalışacaktır. 

Göethe’nin Faust’u ve döner manyetik alanın icadı
Hayatı tekrardan kazanmıştır ve derinlerde, esasında bunun beynin kazandığı ama  henüz dışa ulaşmamış bir savaş olarak görür. Ve bir hafta sonu Şehir Parkında  arkadaşıyla yaptığı bir gezi sırasında Göethe’nin Faust’unu ezberden okurken birden  fikir aniden bir flaş gibi patlar beyninde. Bir sopayla kuma diyagramı çizer ve  arkadaşına, kendisine bir makina kadar gerçek görünen çizimi göstererek, “bak  motorumu görebiliyor musun” diye sorar. Bu plan, AC (Alternatif akım) akımdan  yararlanmayı sağlayacak ilk adım olmuştur. Döner manyetik alanın prensiplerini  belirlemiş ve endüksiyon motorunu tasarlamıştır.  Telefon şirketindeki çalışmasına kaderin bir cilvesi olarak, teknik ressam olarak  başlamıştır. Sonraları departmanın başındaki kişinin ilgisini çekmiş ve hesaplamalar,  dizayn etme ve yeni makinaların yerleştirilmesinde karar verme yetkileriyle  donatılmıştır. Telefon santrali çalışmaya başlayana kadar orada çalışmış ve o  günün telefon teknolojisine, patentini hiç bir zaman üzerine almadığı ama onun  tarafından icad edildiği bilinen araçlar yaparak katkıda bulunmuştur. 

Edison’la tanışma ve büyük umutlar ülkesi “Amerika”
Nikola Tesla, 1882 yılında bir arkadaşının önerisiyle Paris’e, Edison şirketinin  bürosuna çalışmaya gitmiştir. Burada Edison’un yakın arkadaşı ve yardımcısı  Mr. Batchellor ve bir kaç amerikalıyla daha tanışır. Ancak tek tanıştığı  amerikalılar değil “amerikan yaşam biçimi(american way of life)” de olmuştur.  Daha sonraları çok acı çekmesine ve delilik olarak adlandırılabilecek araştırma ve  açıklamalar yapmasına sebep olacak sinir bozukluklarına sürükleyecek bu tarz o  zamanlarda ona sadece komik görünür. “Amerikalılar benle çok ilgiliydiler,  özellikle de bilardo oynamadaki üstünlüğümle. Bu baylara bu konudaki icadımı  anlattım ve baylardan biri bana hemen bir hisse senedi(borsa) şirketi kurmayı  önerdi. Bu teklif bana son derece komik geldi ve ne demek istediği konusunda,  bunun bir amerikan tarzı olması dışında çok küçük bir fikrim vardı” . Tesla bu dönemde bir Almanya bir Fransa arasında gidip gelmeye başlar.  Güç ünitelerinin onarımı için çalışmaktadır. 1883 yılında bir görev için  gittiği Strazburg’da, saatlerce çalışmanın sonunda, fırça ve komütatör  kullanmaksızın ilk endüksiyon motorunu yapmayı başarır. Strazburg’daki işini  başarılı bir biçimde bitirdikten ve şirketinin önemli miktarlarda para  kaybetmesini önledikten sonra Paris’e geri döner. Edison’un arkadaşının ısrarıyla  bundan sonraki çalışmalarını yürütmesi için “büyük umutların ülkesi” Amerikaya  hareket eder. Hiç bir zaman para konularında başarılı olmayacak olan Tesla’nın  New York’a vardığında cebinde yalnızca 4 senti vardır.  Edison’la tanışmasının hayatında unutulmaz bir an olduğunu söyler. Bilimsel bir  eğitim görmemiş ve çocukluğunu bazı avantajlardan yoksun olarak geçirmiş bu harika  adam onu hayrete düşürmüştür. Bu durumda olduğu halde çok şey başarmış biridir.  Kendisi, bir düzine dil üstüne çalışmış, sanat ve edebiyat dünyasına dalmış,  ve en iyi yıllarını kütüphanelerde, Newton’un prensiplerinden Paul de Kock’un  romanlarına kadar, eline geçen hertürden kitabı okuyarak geçirmiş ve Edison’la  tanıştığında da, bu adamın karşısında bütün bu yılları boşuna yaşamış olduğunu  hissetmiştir. Daha sonra yavaş yavaş bu düşüncelerinden sıyrılmış aynı zamanda da  yine bu dönemde yaptığı başarılı çalışmala sebebiyle Edison’un güvenini kazanmıştır.

Tesla Elektrik Şirketi ve Wetinghouse anlaşması
Bir anlaşmazlık yüzünden Edison’un şirketinden ayrılır ve kendi geliştirdiği alternatif  akım motorunu yapabilmek için birkaç bankerin desteğiyle kendi şirketini kurar.  Esasında bankerlerin ondan istediği bu alternatif akım(AC) ile ilgili şeyler değildir.  Hali hazırda kullanılan bir (DC) doğrusal akım vardır ve bu konu onlar çok ilgilendirmemektedir.  Onlar Tesla’nın ark lambalarını istemektedirler. Tesla Electric Co. 1887 yılında kurulur  ve finansörlerinin istediği ark lambalarını tamamen hallettikten sonra kendi esas istediği  işle uğraşmaya fırsat bulacaktır. Kendi laboratuvarının kurulmasıyla burada tam da zihninde  tasarladığı gibi bir çok motor meydana getirir. 1888 yılında Westinghouse Şirketiyle yapılan  bir anlaşmayla, patentini aldığı 40 temel icadı, 1 milyon dolar gibi bir fiyata bu şirkete  satılır. Tesla’nın jenaratörleri Niagara Şelalelerinde kullanılır. Böylelikle de Edison’un  en önemli rakibi haline gelmiş olur. Westinghouse, bugün de halen kullandığımız, Tesla’nın  buluşu olan elektrik sistemini (AC-alternatif akım), kendi temeline oturtur. Edison’un  DC-doğrusal akımı 1 kilometre ötedeki bir lambayı bile yakamazken Tesla’nın AC-alternatif  akımı sayesinde çok yüksek voltajlar da transfer mümkün olabilmektedir. Bugün bütün dünyanın  kullandığı sistem Tesla’nın 19.yy’ın sonlarında geliştirdiği “AC-alternatif akım”dır.  Tesla’nın, manyetik alanın rotasyonuyla ilgili prensipleri ve endüksiyon motoru onun  daha sonra oluşturduğu çok fazlı alternatif akımının kullanımını sağlamış ve diğer  icatları -dinamolar, transformatörler, endüksiyon bobinleri, kondensatörler, ark ve  akkor lambaları- ile Tesla, elektrik enerjisinin kitlesel kullanımına paha biçilmez  bir yardımda bulunmuş ve bütün bu icatlar bugünkü dünyamızın yaratılmasını; elektrik  enerjisinin endüstriden evlere kadar insanlığın yararına her yere girmesini sağlamıştır. 

Yüksek Frekans çalışmaları ve Tesla Coil(Tesla Bobini)
Tesla 1889’un sonlarına doğru Pitsburg’dan New York’daki laboratuvarına döner dönmez  yüksek-frekans makineleriyle(high-frequency machines) ilgili çalışmalarına kaldığı yerden  devam eder. Bu keşfedilmemiş alandaki yapım aşamasının problemleri çok yeni ve pek tuhaftır.  İndükleme tipini(induction type), kusursuz sinüs dalgaları oluşturabilmekten uzak olduğu  için reddeder. Sinüs dalgalarının rezonans için çok önemli olduğunu söyler. Nihayetinde,  çalışmalarının sonucunda, farklı bir amaçla icad edilmiş de olsa, 1891 yılında bugün  radyo, televizyon ve bilgisayar teknolojisi başta olmak üzere birçok elektronik ekipmanda  kullanılan Tesla Bobinini(Tesla Coil) keşfetmeyi başarır. Tesla Bobini, radyo frekanslarında yüzbinlerce volta varılmasını sağlayan yüksek-frekans  transformatörüydü. Elektrik akımı bu aletin tepesinde sıçramalara neden oluyor ve mavi  kıvılcımlar çıkartıyordu. Bu elektrik deşarjlarının bir alıcı tarafından kablosuz olarak  alınabilmesi elektrik enerjinin kablosuz transferini sağlamış olacaktı. 1891 yılında  Tesla’nın laboratuvarında yaptığı küçük makineler sadece 10-15 cm lik sıçramalar(deşarjlar)  meydana getirebiliyordu. 1900 yılında yaptığı daha büyük olanlarda ise 100 lerce metrelik  sıçramalar elde etmeyi başarmıştı. Söylendiğine göre, yüksek frekanslardaki elektrik  akımları vücuda zarar vermeden derinin üzerinde dolaşabidiği için Tesla’da bu kıvılcımları  parmaklarından alıp vücudunda dolaştırabilirmiş.  Tesla Bobini, onun için yepyeni bir başlangıç demekti. Bütün yaşamı boyunca düşündüğü  doğal enerjinin insanlık yararına kullanılması açısından çok önemli bir adım olmuştu.  Bu alet sayesinde elektirğin çok yüksek frekanslarda kablosuz olarak transferinin mümkün  olacağını düşünüyordu. Ve kuracağı merkezlerle küçük bir kaynaktan yükselterek elde ettiği  elektrik enerjisini (milyonlarca volt) kablosuz olarak dünyanın istediği yerindeki  alıcılara ulaştırabilecekti. Bunu yapabilmek için en iyi iletken dediği yerküreyi  kullanıyordu. Bu bizim AC sisteminde evlerimizde kullandığımız topraklama gibi düşünülebilir; 
yerküre esasında kendisine aktarılan elektriği kaybetmez ve topraklanan akım gücünün yettiği yere kadar dalgalar halinde yayılır. Tesla, çok kuvvetli elektrik akımlarını topraklıyordu ve  bu akımı başka bir akımla aynı yerden topraklayarak destekliyor ve dalgayı kuvvetlendiriyordu.  Böylece saniyede 300.000 km hızda hareket eden (ışık hızıyla aynıdır) elektrik dalgaları,  dünyanın merkezinden geçerek diğer taraftan dünyanın yüzeyine çarpıyor ve tam olarak aynı noktadan geri dönüyordu. Salıncak örneğinde olduğu gibi küçük küçük ama aynı kuvvette  ittirmelerle rezonans mantığına göre yükselen salıncak gibi elektrik dalgaları da her geri  gelişlerinde daha kuvvetli oluyor ve daha yükseğe sıçrayabiliyorlardı (Bu metdod 1950 yılında  Ay’ın ve 1970 yılında Venüs’ün haritasının çıkarılması için de kullanılmıştır. Radar ışınları  aya ve venüse gönderilerek bu ışınların geri dönüş hızlarından dünyamıza ne kadar uzakda  oldukları belirlenmişti.)

X-ışınları ve Röntgen cihazı
Tesla’nın bu aleti icat ettiği 1891 yılı onun aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına geçtiği  tarihdir. Tesla’nın bu dönemdeki çalışmaları değerlendirildiğinde başka bir gerçek daha  ortaya çıkmıştır: 1895 yılındaki icadıyla X-ışınlarının mucidi olarak bilinen Wilhelm  Röntgen’den 3 yıl önce Tesla bu ışınlarla deneyler yapmış ve insan vücudunun iç kısımlarına  ait başarılı resimler elde etmiştir. 

Kablosuz yanan ampuller ve Faraday’ın koltuğu
Tesla, yine aynı dönemde yaptığı laboratuvar çalışmalarında elektrodsuz vakumlanmış tüpleri  odanın içinde oluşturduğu gerekli yoğunlukta elektrik alanıyla kablosuz olarak yakmayı  başarmıştı. Bu deneyin halk önünde tekrarlanmasından sonra Tesla, dünyanın heryerinden  çağrılar almaya başlar. Bunlardan bir tanesini değerlendirir ve 1892 yılında Londrada Elektrik  Mühendisleri Enstitüsü’nde ders vermeye gider. Oradan Paris’e geçmek üzereyken Sir James Dewar’ın  karşı konulmaz bir ısrarla Kraliyet Enstitüsü’nde de gösterisini tekrarlamasını ister. Burada  Dewar Tesla’yı bir koltuğa iterek eline bir bardak viski verir ve “şimdi” der: “Faraday’ın  sandalyesinde oturuyor ve onun içtiği viskiyi yudumluyorsun”. New York’daki laboratuvarına döndükten sonra tekrardan çalışmalarına başlar, 1895 de  laboratuvarının şüpheli bir şekilde yanması bir süreliğine de olsa çalışmalarına ara  ermesine neden olur. 1899 yılında ise kendisine ücretsiz enerjinin teklif edildiği  Colarado’ya gider. 

Colarado günleri, toprakdan çarpılan insanlar ve insan yapımı şimşek Tesla, dev büyüklüğe sahip bobinini kullanarak dünyadan bir iletken olarak yaralandığı  ilk deneylerini burada gerçekleştirir. En önemli icadı denilebilecek “sabit karasal  dalgaları (terrestrial stationary waves)” burada kullanmaya başlar. Deneyleri sırasında  yerküreye elektrik verdiğinden, laboratuvarı çevresinde dolaşan insanların ayakları  arasında elektrik sıçramaları meydana geldiği ve etraftaki çiftliklerde ayaklarındaki  demir nallar yüzünden atların çılgına döndüğü anlatılmaktadır. Bu şehirdeki sonunu belki  delice denilebilecek şekilde kendisi hazırlamış, şehrin ana jenaratörünün yanmasına sebep  olmuştur. Bir gün deneyi sırasında muazzam sıçramalar elde etmeyi başarmıştır, fakat bu  sıçramalar bir süre sonra bir şimşekten çok daha korkutucu olmaya ve çıkan sesler bütün  bir şehirden duyulur hale gelmiştir. En sonunda ise şehrin ana jenaratörü yanmış ve bütün  bir şehir karanlıkda kalmıştır. Tesla, rezonans sayesinde kademe kademe yükseltmeyi  amaçladığı sıçramaları başardığını anlasa da deneyi durdurmamış ve en son nereye kadar  gidebilir diye laboratuvarının dışarısında bu büyük “canavar”ını seyre dalmıştır.  Sonuç: Bir daha kimse Tesla’ya ücretsiz enerji önermek gibi bir “hata”ya düşmemiştir.

Wardenclyffe Projesi , bedava enerji ve Tesla’nın yenilgisi
1900 yılında New York’a dönen Tesla, J.Pierpont Morgan adında bir finansörün 150 bin  dolarlık desteğiyle, Long Island’da kablosuz iletişim amacına yönelik dev kulesinin  inşaasına başlar(Wardenclyffe Profesi). Bu verici istasyonu, piramid şeklinde sekizgen  ve 54 metre yüksekliğinde yapılır. Wardenclyffe’in bu kule sayesinde dünyanın merkezi  olacağı sanılır. Tesla’nın bu desteği alabilmesini sağlayan, onun bu kule vasıtasıyla  cok uzaklara resim, mesaj, ses ve her türden veriyi gönderebileceği iddiasıdır.  Halbuki Tesla’nın daha büyük bir amacı daha vardır. Sürekli olarak aşağı gördüğü  hertziyan dalgalarla uğraşmamakta ve kendi “teta4-dalgaları” olarak anılacak olan  elektrik dalgalarıyla kablosuz enerji aktarımı sağlamaya çabalamaktadır. Amaç yine  aynıdır: Tüm insanlığa bedava enerji sağlamak!

Tesla, bu sefer çok ileri gitmiştir. Bu kapitalist sistemin kar mantığını kökünden  zedeleyebilecek felaket bir fikirdir. Bedava enerji, petrol gibi çok önemli bir ekonomik  kaynağı yararsız hale getirebilecek ve tüm endüstrinin dönüşümünü sağlayabilecek bir  tehlikedir. 1903’deki bu açıklamasından sonra arkasındaki bütün destekler çekilmiş ve  yavaş yavaş ismi kitaplardan silinmeye başlamıştır. Bunda o günkü ekonomik durumunda  etkisi vardır. Marconi 150 bin dolardan daha ucuza Atlantik’i aşan ilk mesajı yollamayı  başarmış ve şirketinin hisseleri borsada kapış kapış satılmaya başlamıştır. Tesla’nın  şirketi gözden düşmüştür. Tesla ise Marconi’nin yaptığının kendisinin halihazırda  yapabildiği ve Marconi’nin zaten kendisine ait patentleri kullanarak bunu yaptığını,  önemsiz ve basit bir iş olduğunu söylemiş ve kendi amacının gerçekte ne olduğunu açıklama  gafletinde bulunmuştur. Bu tarihden itibaren birçok kimse tarafından bir deli olarak  anılmaya başlanacaktır.  1904 yılında Colorado Springs’deki elektrik şirketi Tesla’yı uğrattığı zarardan dolayı  mahkemeye vermiş ve 180 dolarlık mahkeme parasının ödenebilmesi için oradaki laboratuvarı  satılmıştır. 1906 yılında yaptığı icatlarla zengin ettiği George Westinghouse, Tesla’nın  kablosuz enerji iletimi önerisini geri çevirmiştir.

Nobel Ödülü
1915 yılında kendisine Edison’la birlikte fizik dalında önerilen Nobel ödülünü geri kabul  etmemiştir. Maddi olarak çok büyük zorluk içinde olduğu halde şöyle demiştir: “Böylesi  bir ödül bir insan için çok büyük imkanlar sağlayacaktır. Bin yıl boyunca daha birçok  Nobel ödülü kazananlar olacaktır. Ve benim, teknik literatürde kendi adımı taşıyan 4  düzine kağıdı dolduracak patentim var. Bunlardan sadece bir tanesini için bile, bundan  sonra verilecek binlerce nobel ödüllerinin tümünü verebilirdim…” 

Sibirya’da yanan orman, patlayan Fransız gemisi ve Tesla’nın savaş teknolojileri 1915 yılında Tesla kablosuz enerji iletimiyle ilgili yaptığı açıklamalara devam etmektedir.  Bu teknolojinin aynı zamanda muazzam bir yok edici kuvveti de olabileceğini ara ara yaptığı  açıklamalarda tekrarlamaktadır. Sonradan Amerikan’ın “Yıldız Savaşları” projesine kaynak  olacak bütün savaş makinası çalışmaları ve yaptığı açıklamalar “Wardenclyff Projesi”ne  desteğin çekilmesi ve kendisini sübvanse edebilecek finansör bulamamasından sonra başlamıştır.  Uzaktan kumanda teknolojisinin de mucidi olan Tesla bu yıllarda, görünmez mesafelerden kontrol  edilebilen torpidolar yaptığını ama elektrik dalgalarının çok daha yıkıcı olduğunu iddia  etmektedir. Bu açıklamalar yüzünden bazı olaylarda Tesla’nın izi aranmaktadır. 1907’de  elektrik sıçramasının sebep olduğu bir patlamayla batan Fransız gemisi “Iena” ve 1908’de  Sibirya’da bulunan Tunguska nehrini çevreleyen 200-250 bin hektarlık bir ormanın, 10-15  megatonluk bir patlamaya eşdeğer bir patlamanın ardından yanarak yok olması… Bunlar  elbette kanıtlanmış değildir ama tam da Tesla’nın her türden yok edici silahı icad  ettiğini söylediği yıllara rastlayan sıradışı olaylardır. 

Bitmemiş Otobiyografi
Dünyanın belkide en önemli mucitlerinden biri olan Tesla’nın bu tarihlerden sonraki yaşamı  çok belirgin değildir. İzole edilmiş bir yaşam sürmüş, basına verilen yıllık doğum günü  partilerinde buluşlarının yok edici özelliklerinden bahsederek icatlarına ilgi çekmeye  çalışmıştır. Birde 1919 yılında, “Electrical Experimenter” dergisinde bitirmediği bir  otobiyografisi yayınlanmaya başlamıştır. Deriginin satışları birden rekor seviyede artmış  fakat önerilen çok büyük paralara rağmen yazmaya devam etmemiştir.

Elektrik Vadisi ve Tesla(T) birimi 
Tesla’yı anlatabilmek için söylenmesi gereken en önemli şey onun kendi zamanının çok  ötesinde olduğudur. Tesla’nın ismi, her ne kadar çok büyük bir değere sahip olduğunun  bir göstergesi olarak “manyetik akışın metrik birimi(T)”ne verilmişse ve ismi en önemli  fizikçiler ile birlikte Pensivenya eyaletindeki elektrik vadisindeki sokaklardan birinde  bulunuyorsa da, zamanla unutturulmuş ve onun teknolojileri üzerine karanlık projeler  üretilmeye başlanmış olduğu iddiaları dünyayı kaplamıştır. Soğuk savaş yıllarında her  iki tarafın da bu teknolojiyi kullandığı ileri sürülmüş bütün bir nükleer savunma ve  saldırı amacını güden “Yıldız Savaşları” projesinde bu teknoliden yararlanılmıştır.  “Ölüm ışınları, ultra düşük dalgalar, çok yüksek frekanslar, atmosferdeki elektrik  enerjisinin değerlendirilmesi, atmosfere elektrik dalgaları yayarak bunun dünyanın  her yerinden kullanılmasının sağlanması, radyo frekanslarıyla uzaktan kumanda edilebilen  bugün kullanılan füzeler, yüzlerce mil etkili bir elektrik kalkanının oluşturularak girmeye  cesaret eden düşmanın anında yok edilebilmesi, v.b. bize bugün bile hayali gelebilecek bir  çok projenin ardında Nikola Tesla’nın teknolojisinin geniş izlerine rastlanmaktadır.  1930’larda Tesla, sözkonusu ölüm ışınını ve kimsenin geçemeyiceği Tesla kalkanının  yapilebileceğini açıklamıştır.

İnsanlığa bedava enerji sağlama idealiyle yola çıkmış büyük bir mucidin projelerine destek  bulabilmek amacıyla zaman içinde savaş teknolojileri üzerine çalışmaya başlaması trajiktir.  1. ve 2. Dünya Savaşlarını yaşamış olan Tesla esasında bir savaş karşıtı olduğunu söylemiştir.  Fakat barışın devamlılığı için en güçlü silahların yapılması gerktiğini de ileri sürmüştür. 

Tek kabul ettiği yardım: Emekli maaşı
Tesla 1943 yılında 87 yaşında ölmüştür. O güne kadar, biri hariç, geçimi için Westinghouse da  dahil olmak üzere zengin arkadaşlarının teklif ettiği hiç bir yardımı kabul etmemiştir.  Bu yardımda 1936 yılında ona Yugoslavya tarafından bağlanan emekli aylığıdır. Öldüğünde  yanında en sevdiği hayvanlar olan güvercinleri bulunmaktadır. 

Amerikan yüksek mahkemesinin kararı: Radyo’nun gerçek mucidi Tesladır. Nikola Tesla’nın adı Amerikan kaynaklı kitaplardan silinmiş de olsa değeri kendi ülkesinde  fazlasıyla bilnmektedir ve Belgrad’da adına bir müze kurulmuştur. Ayrıca Westinghouse  müzesinde de kendi adına bir bölüm bulunmaktadır. Niagara Şelalelerindeki su türbinlerinin  orada da bir heykeli vardır. Ayrıca Amerikan adaletinin en yüksek karar mercii olan “supreme court”  1943 yılında daha önceden Marconi karşısında kaybettiği ve kendi buluşu olan Radyo’nun o güne  değin hatalı bir biçimde Marconi’nin ismiyle anılmasını durduracak kararı vermiş ve Radyo’yunun  icadının gerçek sahibinin Tesla olduğunu söylemiştir. 

Zamanın ötesindeki bilim adamı
Tesla, daha yaşarken efsane bir isim olmuş ve elektriğin tanrısı olarak anılmaya başlamıştır Elektrikle istediği herşeyi yapabilen bu mucidin 700’ün üzerinde patentli icadına rağmen geniş bir kesim içinse yararlı bir kaç buluşu haricinde tam bir delidir. Adının uzun bir zaman  hafızalardan silinmesinin ve sadece çok küçük bir kesim içinde tanınmasının ardında ilginç  iddialar yer almaktadır. Tesla’nın kapitalist sistemi çökertebilecek enerji teknolojisinin  fazla derinlemesine araştırılması istenmemiştir ayrıca bu teknolojiyle süper güçlerin gizli  projeler yürüttüğü iddiaları araştırmaya değerdir. 

Tesla, New York’daki laboratuvarında yaptığı deneylerde bir kaç kilometreden hissedilen bir 
deprem yaratabilmiş sıradışı bir muciddir. Yıllar önce kablosuz iletişim de, sadece sesin  ya da yazının değil her türden görüntünün aktarılmasının mümkün olduğunu düşünebilen bir  kişidir. Dünyanın bütün iletişimini ve en önemlisi de enerji ihtiyacını kablosuz olarak  atmosferden ve yerküreden yararlanarak sağlayabileceğini iddia etmiştir. Uzaktan kumanda  teknolojisini icad etmiş ve çok büyük kalabalıklar önünde müzesinde de görebileceğiniz  ilk uzaktan kumadalı gemi maketini yüzdürmeyi başarmıştır. Üzerinde çalıştığı ve sürekli  olarak Hertz dalgalarından çok farklı ve çok çeşitli iletişimlere imkan sağlayan değişik  dalga türleri üzerine çalışmıştır. Milyonlarca voltluk elektrik akımlarının her tarafa  sıçradığı bir odada sakince kitabını okuyabilecek kadar egemendir elektriğe…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir